Hasta Padişahın Hikayesi

0
533

Zamanın birinde bir padişah son derece korkunç bir hastalığa yakalanmıştı. Bu öyle bir hastalıktı ki insanlar bu hastalığın adını bile telaffuz etmeye korkuyordu. Hatta dönemin maharetli Yunan hekimleri dahi padişahın derdine derman bulamamışlardı. Herkesin düşündüğü tek şey vardı; bu hastalığın çaresinin ahaliden birinin kanının dökülmesinde olduğuna karar verildi. Padişah bunun için ferman yayınladı. Sonunda istenilen niteliklere uygun bir çocuk bulundu. Çocuğun anne ve babası para karşılığında ikna edilmişti. Tabi bu iş için Kadı’nın da fetvası gerekiyordu. Kadı da “Padişahın hastalığına şifa bulunması için halktan birinin kanı hederdir.” diye fetva verince çocuk için yolun sonu gelmişti.

Zavallı çocuk celladın ellerine teslim edildi. Cellat elindeki kılıcı tam kaldırmıştı ki çocuk başını yukarı kaldırarak acı acı tebessüm etti. Çocuğun bu davranışı Padişahı şaşırtmıştı:

-Ağlanacak haline gülüyorsun. Sendeki bu hal nedir?

Çocuk Padişahın bu sorusuna acı acı gülerek cevap verdi:

– Ana baba evladı için her türlü fedakârlığı yapar oysa benim annem ve babam üç beş kuruş menfaat karşılığında beni feda eylediler. Dava, Kadı’nın adaletli olması beklenir, onun adaleti ise katlime fetva verdi. Padişah ise zaten kanımın dökülmesini istiyor. Bu durumda tek yardımcım Allah’tır. O açıdan semaya baktım ve halime tebessüm ettim ve şöyle dua ettim:

– Ey Rabbim, derdimi kime arz edeyim. Senin adaletini beklerim. Zira Sen şanı yüce olansın ve her şeye gücü yetensin.

Çocuğun bu durumu karşısında Padişah merhamete geldi ve gözlerinden yaş döküldü. Kendi kendine; masum bir çocuğun kanını dökmektense ölmeyi tercih ederim, dedi. Çocuğu bağrına bastı, öptü, kokladı… Sonra ailesine ve çocuğa bağışta bulunarak onu serbest bıraktı.

Anlatılır ki o padişah bu hadiseden kısa bir süre sonra amansız derdinden kurtuldu ve uzun yıllar mutlu ve gönül huzuru içinde yaşadı.

Şeyh Sa’di-i Şirazi – Gülistan

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here