Ahiretteki Köşkünü Satan Karı Koca

0
340

Gayet dindar bir karı koca vardı. Durmaz, dinlenmez, daima ibadet ve dua ederlerdi. Ne var ki, pek de yoksul insanlardı. Hemen her Allah’ın günü yarı aç, yarı tok yaşıyorlardı. Bu hal, seneler boyunca hep aynıydı. Bir gün kadın dayanamadı artık ve kocasına dedi ki:

– Ne olur efendi, bir kere de dünyalık istemek için birlikte duâ edelim, yalvaralım Hazret-i Allah’ımıza! Hanımının teklifini uygun bulan adamcağız:

– Pekiyi, dedi. Bu gece namaz kılar, tesbih çeker, duâ ederiz. Allah’tan biraz da dünyalık isteğinde bulundular. Duâları kabul edilmiş olacak ki, hemen ertesi sabah görevli bir melek kapılarını çalmıştı. Erkek merakla koştu açtı kapıyı.

Gayet güzel bir delikanlıydı gelen. Elinde bir torba vardı.

– Dünyadaki sevabınızın karşılığıdır bu. Hazret-i Allah’ın hediyesi, dedi ve hemen uzaklaştı. Adam şaşkın şaşkın hanımının yanına döndü, ona da anlattı olanları, torbayı da gösterdi.

– Açsana efendi, açsana! Ne var içinde bir görelim. Torbanın ağzını açınca ne görsünler? İkisinin de sevinç doldu içleri, büyük bir haz içindeydiler. Derin bir oh çektiler
Bu dünyalık bize ölünceye kadar yeter de artar bile, dediler. Bunun için o günü rahatlıkla geçirdiler.

Fakat o gece kadın çok mânâlı bir rüya gördü. Mahşer gününde karı kocanın mizanı yapılıyordu. Melekler onları davet ettiler Cennete. Hep birlikte Cennete girdiler. Melekler çok güzel bir köşkü göstererek;

– İşte sizin köşkünüz! Gelin de gezip görün köşkünüzü, deyince, köşke girdiler. Her şey ve her taraf o kadar güzeldi ki, hanımı hayran kalmıştı. Neye yarar ki daha iç salona girince bütün sevinci ve neşesi kırıldı. Çünkü buranın tavanı çökmüş, dökülmüştü.

– Burası neden böyle? Melek de müteessir bir halde;

– Kabahat sizde, dedi. Çünkü ahiretin nimetleriyle birlikte dünyalık da isteyince Cennet köşkünüzün burası çöktü, yıkıldı işte. Bu sözler üzerine kan ter içinde, yüreği sızlayarak uyandı, oturdu yatağın üstüne. O anda yanı başında yatmakta olan kocası da kalkıp oturarak:

– Hayırdır, hayırdır inşallah!” diye hayıflanıyordu.

O da kan ter içindeydi. Hanımı sordu:

– Ne oldu efendi?

– Müthiş bir rüya gördüm. Cennette bize verilmiş olan bir köşkün tavanı çökmüş. Kadın çığlığı bastı.

– Ben de, ben de gördüm aynı rüyayı. Gezdirici melek bunun için bizi suçlu buluyor, dedi.

– Dünyalık istediğimiz için değil mi?

– Evet efendi! Yarın sabahtan tezi yok, altınlarla gümüşleri, Allah rızâsı için bütün fakir ve fukaraya dağıtalım. Öksüzleri ve yetimleri sevindirelim. Belki Cenâb-ı Hakk, bizleri de affeder, dünyalık istediğimizden ötürü, dediler.

Ertesi gün konuştukları gibi yaptılar. Sabah namazlarını kıldıktan sonra torbayı alarak yola çıktılar. O gün tâ akşama kadar, bu paradan, muhtaç olanlara dağıttılar ve akşam olunca büyük bir gönül rahatlığı ile huzurla evlerine döndüler. Ve yatsı namazının sonunda gözyaşları içinde yalvararak dua ettiler Rabbülâlemine. Ve yattılar uykularına.

O gece ikisi de yine ayni rüyayı gördüler. Melek onlara köşkü gösteriyor ve;

– Müjdeler olsun ikinize de, diyordu. Bakın şu çöküp yıkılmış olan salonun tavanına. Salonun tavanına girip baktılar. Gözleri kamaştı. Tavan yeniden yapılmış, boyanmış, güzel nakışlarla süslenmişti. Bu güzel haller içinde sevinç içinde uyandılar. Birbirlerine bir şey söylemeye hacet görmediler. Sevinç gözyaşları içinde kucaklaştılar.
Onun için oyalanmayı bırakıp Hakk’la meşgul olalım. Resulullah Efendimizbir Hadis-i şerif’lerinde:

“Bütün insanlar uykudadırlar, öldükten sonra uyanırlar buyuruyorlar.”

PAY-LAŞALIM HERKES OKUSUN…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here